|
|
September 17 

Ne güzel şeydir seni hatırlamak, Kulak ver bana gün yüzlüm Gözlerime, gözlerime bak Bazen düşünürüm de neler neler çektik. Deryaları uykuda, Yıldızları suda kaybettik. Alınlarımızda ter Gözbebeklerimiz’de ümit Ömrümüzün yarısını hayal kurmakla geçirdik Olmasaydı keşke bu göğsümüzdeki darlık Önümüzde karanlık, ardımızda karanlık Ağlama gün yüzlüm, ağlama Biz ağlamaya alışmadık.
Nasıl kanlı güller açtı bir sabaha karşı Nasıl herşey birden değişti, Ayrılık nutukları atıldı her adım başı Oysa biz, Mutluluk için tutmuştuk ellerimizi, Sonuna kadar diye etmiştik yeminlerimizi Hep güzel günler düşündük. Kimler boğdu ki bizim gençliğimizi, Kurşun serptiler sanki göklere Yağmur olup yağdı menekşelerimizin üstüne Az mı cefa çektik az mı savaştık Neden böyle oldu, hangi rüzgara karıştık. Kalbimizde bir avuç su bir dilim ekmek Uzak bir hatıra oldu artık gülmek Üzülme gün yüzlüm, üzülme, Yolcu yolunda gerek.
İliklerimize kadar çamur ile sıvandık. Anlaşılmaz nedenlerle kesildi daima yolumuz Nerede o kış geceleri, nerede o mutlu, yoksulluğumuz. Şarkıları nerede, aşkı nerede yaşadık. Nerede söndü ışığımız Hani nerede o mütevazi soframız. Annenizin bize verdiği, Çocuk resimli temiz masa örtüleri Limonlu bol biberli çorbamız. Yemeğimizi bile yarım bıraktık Peki şimdi nerede evimiz, Nerede saadetimiz. Nerede her akşamki öksürüğü komşumuzun, O riyakar o kirli yüzü müşterek dostumuzun Ya sen nerdesin gün yüzlüm. Nerdesin. Hangi mehtabın pençesinde Hangi aydınlığın içindesin Üstünde yine o beyaz elbisen Tıpkı hayalimde bıraktığım gibisin Kulağında eski bir şarkı sesi, Sanki beni duymak için hafifçe eğilmişsin Ben gibi hüzünlü, ben gibi düşüncelisin. O kısa saçların, Ojesiz parmaklarınla Mektepli bir kıza benzemişsin. Doğrusu hem çok sevmiş, hem de çok sevilmişsin. Bana yakın dur gün yüzlüm, bana yakın dur. Gözlerinden belli Sende beni özlemişsin.

ben işte böyLeyim,kırıLmış bir kadehte yerLEre düşmüş meyim.. benmi..? gönüL zengini.. aşk fukarası.. tedavisiz yürek yarası.. benmi..? çözeni kayboLmuş bir biLmeceyim..
uzaklara inat seviyorum... gözlerim kapalı... dinliyorum... dalga sesleri var yüreğimde... her vakit kıyılarıma sen vuruyorsun...
Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup
kaybettiğim yerdeyim.
İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli
ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım.
Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydin, yoksa
kalıp yanımda savaşmalı mı?... Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm
yollarsa sana çıkıyor…
Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye
devam etmeliyim... Yürümeliyim ardıma bile bakmadan, yürümeliyim
parçalayarak değerleri ve sevgileri, yok ederek yaşadığım tüm zamanları...
Nasılda acımasız zaman. Nasıl da yüceltmiştim seni gözümde. Tutup kendi
ellerimle koymuştum en yükseğe, sonra keyifle izlemiştim yüceliğini.
Ama yine ben bitirmeliyim. Tutup kollarından indirmeliyim olduğun yerden.
Ya da seni ölene kadar yaşatmalıyım içimde..... Ne kadar zor bir
karar..
Bir yanım: “Bir daha kimse, hiç kimse onun kadar çok sevilmeyecek”,
derken, bir yanım sakin, sessiz...
Zaman geçiyor, acım dinmiyor. Kapanmıyor yaralarım.. Tükenirken ben,
aklımda bir tek sen... Görüyor musun, yine konuşuyorum ama sessizce.
Susmayı öğreniyor yüreğim..
Susuyorum...
BirGün Görsem Seni Karşımda..
Birgün görsem seni karşımda. Islak bakışlarımı çevirsem gözlerine , bakışsak uzun süre tanımaya çalışsam KİM? diye..Gözlerinin ta içinde beliren gülümsemenle , dolaşsan hızlı hızlı kanımda. Hiç ummadığım bir anda çıktığın gibi karşıma , hayal değilde gerçekten varolup dikilsen karşımda ve:
--İşte.!
--Ben geldim sana..
Beklemediğim bir anda sevindirsen beni gelişinle , sımsıkı kapadığın avuçlarını açarak desen:
--BAK.
--Umut avuçlarımda,
Açma desem sana; Açma ellerini kaybolmasın umutlar. Parlayan saçların var, güneşin ışığında. İnanamasam buna, hayalmi gerçekmi diye dokunsam sana.
Sonra ellerini uzatsan bana tutmak için ellerimi ve desenki;
--Boşluğunda kaldım uzaklığının,
--Sevemedi kimse senin sevdiğin kadar
--kederim ellerinde
--kaderim ellerinde
--Çek beni kaderine,
--götür beni aşkının diyarına, alın yazım ol benim.
--varsa çıkacak canım , senin yanında öleyim..
Tutsam uzanan sımsıcak ellerini..Ellerimde ellerin, ellerinde baharım.Zaman dursa , o an dönmese dünya..
..Anlatacak çok şeyimiz var inan.
..Dur.! Zaman, dönme bir an..
..Hadi sen başla anlatmaya, bunca zaman neden yoktun?
--Anlat ben dinliyorum , ellerim ellerinde, buz gibi oluyorum..
--Bırakma no''lur ellerimi , anlatmaya devam et..
--Buz kesen ellerim, bırakırsan düşecek yanıma..
..Konuş sevgilim, beni ne kadar sevdiğini söyle,
Senin olmaya geldim de.
Ben duyuyorum seni merak etme bebeğim.
Giderken küçük bir buseni bırakmayı unutma alnıma,
söylebebeğim ben bunları duyarımda ölmezmiyim senin için,kurban olmazmıyım,sana bu can feda..
.....Seni bu denli sevdim anla
.....giderken acını bırakma..
.....Ben seni unutmadım, unutamam elbette,
....Merak etme bebişim , beklerim ben cennette..
Bitti biteli kapalı gişe oynuyor, senaryosu senin, adını ise vazgeçilmezim koyduğum film..
Ben filmin esas adamı, sense kapanmak bilmeyen gönül yarası. Dublör kullanıyorum artık gülerken, başrolde ise masum gözyaşı damlası..
 Gidersin; yağmurlarda kırılır mızrabım gidersin; ardından dilsiz bir ihanet gider
gidersin; her şey gider gidersin; kalbimde bir tabur ayaklanır ilgilenmez ordular, hükümetler…
gidersin; ne rezil bir an’dır bu yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat gidersin; bir hazin dramdır bu…
 Ve Sen Gidiyorsun; Bu koca şehrin suskunluğunu, çırpınışlarını, sessiz ve derinden çığlıklarını, haykırışlarını, kalp sancılarını arkanda öksüzce ve yetim bırakarak..
Ve Sen Gidiyorsun; Rüzgarların saçlarını savurmasına aldırmadan, ıslak caddelerinin ayaklarını kaydırmasına bakmadan, çakan şimşeklerin korktucu gürültüsünden korkmadan…
Ve Sen Gidiyorsun; Kimselere hesap vermeden ve kimselere hesap sormadan, öylece sessizliği kendine gard alarak…
Ve Sen Gidiyorsun; Çantanı koluna takarak, yüreğini kaldırım köşesine atarak ve mevsimleri birbirine katarak…
Ve SeN Gidiyorsun; Yüzüme bile bakmadan, bana bir veda bile etmeden, haberler bile salmadan ve kaldırımlara attığın yüreğini bile bana bırakmadan…
Ve Sen Gidiyorsun; Ama ben gittiğini bile bilmiyorum, seni bekliyorum ha geldi, ha gelecek diyorum baş ucuma ama sen lanet olasıca tıkanıp kaldığım bu hastenenin kapısına bile uğramıyorsun…
Ve sen gidiyorsun; Kuşlar uğramıyor artık penceremin yanına, rüzgar esmiyor da getirmiyor kokunu daha…Anlıyorum o dakika ters bir şey olduğunu da ben yine de tüm sukunetimle seni bekliyorum işte…
Ve Sen Gidiyorsun; Bir postacı geliyor yanıma, başını eğmiş ” geçmiş olsun, size bir mektup var” diyor, seviniyorum, buruk bir ifadeyle gülümseyip “artık ben gideyim” diyor… Ve Sen Gidiyorsun; Mektubu açıyorum binbir sabırızlıkla, önce mektubu alıyorum elime, sonra ise yatağıma düşen yüzüğünü… Anlam veremiyorum ve mektubu okuyorum tüm şaşkınlığımla…
Ve Sen Gidiyorsun; Giderken de bana hatıra olarak sadece bu sayfada ki kahrolasıca sözleri bırakıyorsun… Bitti diyorsun ne kadar da kolay diyorsun, bu gidişinin hastalığımdan kaynaklanmadığını söylüyorsun, ne peki onu bile sormama izin vermiyorsun..
Ve Sen Gidiyorsun; Kuşlar konuyor penceremin yanına nemli gözlerle bana bakıyorlar, pencereye çıkıyorum ölümüne de olsa bu kalkışım ama ben aldırmıyorum…İşte o anda seni görüyorum hastanenin önündeki cadde de…
Ve Sen Gidiyorsun; Onca çırpınışlarıma, “SENİ SEVİYORUM” demelerime ve gözyaşlarımı dökmeme rağmen arkana bir an olsun bakmadan gidiyorsun işte…
Ve Ben Gidiyorum; Bu çivisi çıkmış dünyayı sana bırakarak, beddularımı üzerinde tutarak ve son nefesimde bile olsa “SENİ SEVİYORUM” diyerek gidiyorum işte, gidiyorum….
VE Sen Gidiyorsun…. Ve Ben Gidiyorum…

Deli dolu bir akşam Vakit ayrılık Saatler yanlızlığa dönüyor mağrur Yabancı düşler kalmış dünden geriye Yürekler pişmanlığa çarpıyor mağrur Adımı anamazsın, yoluma çıkamazsın Gönülden sevemezsin sen Geçmişi silemezsin, rüyama giremezsin Gerçekten sevemezsin sen Beklenen ölümlerin kaçışı olmaz Bir yıldız bilinmeze kayıyor mağrur Ben sürgünüm sen durgun
Kaçak bu sevda Dilim hep elvedaya dönüyor mağrur Haykırsam duyamassın Çağırsam gelemezssin Yürekten sevemezsin sen Zor günde aramassın Hiç yalnız kalamazsın Korkusuz sevemezsin sen
Öyle bir küsüp gidişin vardı ki Seni vicdansız, insafsız, kitapsız
geçmişimden düşen yaprakları geleceğe götürmek istemeyişimdendi arzulama sebebim senin bende olmanı… ama… gördüm ki… tek taraflı olmazmış duygular olmazmış ısmarlama sevgiler de… içten gelmeliymiş ne yaşanacaksa… onun için artık vazgeçtim taa ki sen gelene kadar…
Sen ve ben kaldık ikimiz, bu şehrin ıslak karanlık sokaklarında Birde içimde sakladığım yalnızlık türküsü Sussam duyar mısın? Anlatmaya çalıştığım yaşamımı
Sen ve ben bu caddeleri nasıl arşınladığımızı Kapanan kapılara inat, her kapıyı zorlayışımızı Yürüsem dinlenir misin? Durmadan koşan yüreğimde
Sen ve ben kaldık ikimiz, bu şehrin acımasız soğuğunda Avuçlarımdan damlayan sevgiyi sunsam.. Sen, ben sanır mısın? Yazılan şiirde bir mısra..
Koyup gider acılar tufanına Yaşamı koysam avuçlarına, sığar mı yüreğine acaba.. Sen ve ben kaldık, ıssız gecenin ortasında, Kimsesiz bir başımıza.
Haykıracak ne ses, nede bir şiir Yazıyorum içimden geldiği gibi… Sen, ben oldun okurken şiiri Sen ben, ben sen, oldukça
Daha çoook arşınlanacak bu şehir, beyin rıhtımlarında…
Yine çaldın kapımı …
Tam da yatağıma uzanıp , huzurla yakın arkadaş bir uykuya kapatmak isterken gözlerimi !
Hafızamın seni hala içinde barındıran kısmını kaybetmek istiyorum .. Hep yanımda taşıdığım bir eşya gibi , bir anlık bir dalgınlıkla onu bir yerlerde unutmak , Sonra nasıl olsa bulamam diyip hiç aramamak , zaten yokmuş aslında hiç olmamış saymak …
Sen gittiğinde de böyle olsaydı keşke aklımın haritasında kendime çizdiğim çıkış yolları ! Onca gözyaşı akmasaydı yeşilimden .. Ve bilmeseydim keşke - asıl içimde , içinde yüzdüğüm bir deniz - olduğunu !
 Bilsem, şu an neredesin, Kiminle ve ne haldesin, Sen de bilir misin, Ne çok özlenmektesin… Gezdiğim yerde, Gördüklerimde, Bilir misin, hep seni hissederim… Kimbilir neredesin.
Belki bir ağacın dibinde, Belki bir yolda yürümektesin. Ya da evinde, beni düşünmekte… Şu an belki anılarda, Ya da fotoğraflarda, Gelir miyim hiç aklına. Kimbilir neredesin…
İçtiğin bir bardak çayda, Duraksadığın molalarda, Sustuğun anlarda. Hiç bahseder misin arada, Özler misin az da olsa, Sen de beni hisseder misin… Kimbilir neredesin…
Git.. Umutluyum artık.. Ağlamaklı sözle beklemiyorum seni.. Ruhum yorgun ama kanatlarımı acıyla çırpmak bile haz veriyor. Git.. Bakma istersen arkana. Ne fark eder ki ? Başladığım gibi son buluşum yine sende. Ben seni sevdim sadece bu… Hani derdin ya ‘Sevgili için ölünür ama sevgili gitti diye ölünmez!..’ Evet biliyorum artık. Acım kanar ama kışın soğuğunu içime çekebiliyorum. İşte bak yaşıyorum. Değişmedi hiç birşey yine mutsuz yine eksik yine sensiz hep seni arayışlarım. … Ama git! Yaşanmışlıklar yeter! Zaten buldum ya seni, varmışşın, var olunmamış sevdammışşın.. Git! Çünkü aşk adına umutluyum Artık…
Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün Masal şehirlerini geçerken hızla
Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların Salmak serin sulara gövdemi Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın
Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek.. Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi Yağmurdan ve yalnızlıktan ürkerek
Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi Hırçın ve ele geçmezce atılgan Uysal ve usulcacık benim olan şeyi…
Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyada Pırıl pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğinde Değişmez ve değişken olanı sonsuzca…
 Vedalar soğuk olur sevgili…. Giderken titredi tüm zerrelerim, oysa ağustosun ortasında mevsim.
Ellerim buz kesti, zemherirde sokakta kalmış gibi hissettim kendimi.
O kadar üşüdüm ki koşmaya başladım şimdi. “Vedalar soğuk olur.” demişlerdi. İnanmamış, dudaklarımda alaycı bir tebessümle gülüp geçmiştim.
Ama haklı çıktılar sevgili, buz kestim.
Sende sıkı giyin, üşüme şimdi....
Dost musun? Öyleyse canın canımdır…Aynan olmalıyım… Yüzüne söyleyebilmeliyim her seyi…Hem sakınmadan, mertce… Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,Ne sekil gelirse, öylece… Hazırım tüm ictenligimle konusmaya, ama,Seni de dupduru isterim karsımda… Dostsan Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!Arkamdan sikayetlenme! Yigit ol! Gerekirse yigitçe azarla, cekinme! Lâf degil, icraat beklerim senden!Öyle bak ki, hislerini görebileyim… Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim…Sevmem, ölenin ardından agıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her sey…Kulak duyarken anlatılmalı… Göz bakarken bakmalıyım sana… Can sag iken sarılmalı…Keskelere meydan vermemeli hayatım, Pismanlıklarla yogrulmamalı…. Hayır! Dirime selâm vermeyen,Ölüme de fazla yaklasmasın! Dostsan, ölmemi bekleme!Haklıysam, yasarken savun beni! Yasarken yanımda ol! İnanmıssan bana, kimse cevirmesin seni yolundan! Ve inanmamıssan, sakın rol yapma!Her söyledigimi onaylaman sart degil… Her yaptıgımı begenmen de gerekmez… Dostsan, rahatca elestir, fikrini rahatca söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni Ve ben de seni tuhaf bulursam sasırma…Kandırmanı aslâ kabul edemem! Her dedigini, her yaptıgını hoş görürüm, ama,Beni, bana sormadan yargılama! Her yedigimiz aynı olmaz belki,Her dakikamız birlikte gecmez… Her güldügünde gülmeyi garanti edemesem de,Agladığında seninle birlikte oturup aglarım… Belki her cagırdıgında gelemem fakat,Derdine ortak ararsan, kosarım… Ben de herkes gibi insanım elbet,Ne göklere cıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin isin bu degil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında… Dostsan Kücümsemeden, küfretmeden,Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokagıma… Dinlenmek istediginde, hic düsünme, sana özel bir limanım, ama… Yoruldugum zamanlarda, Diledigimce sıgınabilmeliyim koylarına…Seni bir cocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz…Ugruna seve seve hesabı sasırırım… Görmezden gelebilirim yanlıslarını… Baskaları enayilik sayabilir,Baskaları akılsızlıgıma yorabilir, Bunları dert bile etmem, ama,Sen, aslında aptal olmadıgımı,Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkısma!Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmus gibi yapanla,Hic sevmedigi halde, yılısıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan…Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kacmamalı!Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben oldugum icin bırakırsan beni,Yas da tutmam arkandan! Bedel mi? Ödemeyeceksen cıkma yola İcten pazarlık edersen, ancak kendine edersin…Kendince küser barısır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yag…Kışsan kar ol, güzsen yagmur… Soguguna, sıcagına, esip savurmana itiraz etmem,Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en siddetli fırtınalarıma…Belki de cok geldi bunca talep… Bana karsı hiçbir mecburiyetin yok, korkma… Sana fazla geldigim ilk anda,Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin… Gecip gidebilirsin,borcluluk hissetmeden…Mutlaka bir acıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün,Sen de karşımda set olma! Dost musun? Öyleyse, canın canımdır,Yoluna bas koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma!!!!!!!
 Gün bitti, güneş battı, geceye doğan bir karanlık var Bir yanda rüzgârsız salınan deniz, Bir yanda fırtınadan geriye kalan yırtık yapraklar Yüzlerde yılların kaleminden derin bir çizgi Göz bebeklerinde çaresizliğin gözyaşları var
Gün bitti, güneş battı, yıldızlar günahkâr ellerini aya açtı Bir yanda şehirden yükselen dumanlar Bir yanda sigaraların zamansız küllenen izmaritleri Şakaklarda sinsi bir beyazlık, Kafataslarından dökülen ömürler Ve alınlarda kırık umutların çerçevesiz resimleri var
Gün bitti, güneş battı, sokaklarda dolaşan katil bir tenhalık var Nehirler kendi yatağında boğulmuşçasına sessizken Ve susuzken pembe karanfiller, Arsız çöller de anlamsız bir Bayram var
Gün bitti, güneş battı, dillerde ihanetlerle dolu cümleler Ve yalanlar yol almış ilerlerken sözlerin ötesinde Doğruların harflerinde paslanmış prangalar var Her yanı sarmış küf kokulu yalnızlıkların ötesinde Yakılan bir mum ile sönen bin koca ateş var
Gün bitti, güneş battı, havada ölüm sessizliği var Titrek korkuların uçurumundan düşen bir ağıt Geceyi ağlatan simsiyah bir bulut Kulakları delercesine yükselen uzun bir sela Ve artık bu kentte de, baharda ölen biri var.

|
|
|
|